DÖVİZ BASKISI

Kategori: BASIN AÇIKLAMALARI
DÖVİZ BASKISI


 

ASKON Genel Başkanı Mustafa KOCA TCMB’nın aldığı faiz kararını değerlendirdi. Değerlendirme özet olarak: “Döviz baskısı galip geldi.” Şeklinde oldu. Açıklamanın detayları şu şekilde:

 

“Son aylarda ülkemizdeki faiz meselesi ve dolayısıyla Merkez Bankası çok fazla göz önünde oldu. Artık PPK’nın kararları kamuoyunun bahis alanlarından bir tanesi haline geldi. Türkiye’de Merkez Bankasının bir tek görevi var malum, enflasyonu kontrol etmek. Kendi elindeki araçlarla bu görevini yapmaya çalışıyor.

 

Ancak sistem gereği ekonomi yönetimi ve ülke yönetimi ile Merkez Bankası arasında bir gerilim bulunuyor.

 

Merkez Bankasının faizle ilgili olarak verdiği kararların ekonominin tamamına etki eden bir boyutta olması dolayısıyla gerçekten son derece stratejik bir hüviyet kazanıyor. Bu yüzden çıkan yeni tartışma, faizler mi enflasyonu tetikliyor, yoksa enflasyon mu faizi yükseltiyor. Taraflar kendilerine göre iddialarda bulunmaya devam ediyor. Bu arada toplum da ister istemez taraf olmak durumunda kalıyor.  

 

Son alınan kararla MB faizleri 0.25 puan indirerek, indirdim dedi. Şimdi politika artık 7.5. Ancak gerçekte indirmiş sayılmaz ve aynı seviyede tuttu denilebilir. Koridordaki hareketin de son derece sınırlı olduğu malum.

 

Enflasyon ve faiz arasında biz tartışmalarımızı sürdürürken, diğer taraftan döviz diye bir mesele hepimizi bağlamaya devam etti. Özellikle doların TL karşısında diğer gelişmekte olan ülkelere oranla çok daha fazla yükselmesi faizlerin daha fazla düşürülmesini önledi. Zira bu denklemde MB, öyle anlaşılıyor ki, daha fazla bir faiz düşüşünü döviz karşısında riskli gördü ve beklenen indirimi yapmadı.

 

KOCA: “Tüm kurumlar ve kuruluşlar büyüme konusunda gerekli sorumluluğu ve riski üstlenmeli”

“Bu şartlar altında ülkenin büyümesi ve paranın yatırıma yönelmesi bir kez daha ertelenmiş oldu. Ülkemizdeki faiz yüksek kaldıkça fonlar için cazibesini sürdürmeye devam edecektir. Buda gerekli olan büyümenin sağlanamaması ve mütemadiyen ertelenmesi anlamına gelmektedir.

 

Biz ülke olarak durağanlık dönemini aşmak ve ileri doğru büyüme atılımı yapmak zorundayız. Bunu da ekonomiden sorumlu bütün kurumlar aynı şekilde düşünmek zorundalar. Yoksa işimiz çok daha zor.”

Etiketler